Benek Bilge -Bursa Devlet Kl.Türk Müziği Korosu Misafir Ses Sanatçısı

BENEK BİLGE  KİMDİR?

 

1986 Yılında İnegölde doğdum.İlk ve orta öğretimimi İnegölde tamamladım.1990 yılında babamın Bursa Dostlar Gezeği fasıl grubuna katılması ile başlayan müzik sevdam 1995-1996 yılları arasında İnegöl Müzik Derneği TSM Çocuk Korosuna katılmam ile başlamıştır.Çocuk korosunun ardından Gençlik Korosu ve şef,hocam Erdinç Çelikkol yönetiminde büyükler korosu icra heyetine girmem ile gerçekleşmiştir.

Konserlerde solist ve korist olarak görev aldım.2006  Yılında Afyon Kocatepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı TSM Ses Eğitimi bölümünü kazanarak 2010 yılında mezun oldum.2011 yılında Bursada düzenlenen Müzeyyen Senar Ses yarışmasında ikincilik ödülünü aldım.2014 yılında Melihat ve Necip GÜLSES hocalarım ile birlikte Naz Gülü adında bir albüm çalışması yaptım. 2012 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Bursa Devlet Klasik Türk Müziği Korosuna misafir ses sanatçısı olarak göreve başladım ve halen devam etmekteyim.

 

 

 

NAZ GÜLÜ ALBÜMÜ  İLK  HEYECAN DEĞERLİ  İSTANBUL RADYOSU SES SANATÇISI  MELİHAT GÜLSES  HANIMEFENDİ İLE TANIŞMA İMKANINIZ OLDU.ALBÜMÜNÜZDE  TRT KÖKENLİ  BİR SANATÇI  İLE ÇALIŞMANIN AVANTAJLARI NELER OLDU?

 

Melihat ablamın tecrübeleri benim için oldukça değer taşımaktadır.Melihat ablamla çalışmak,musiki adına ve kendi anılarına dair sohbet etmek çok keyifli.Repertuardaki bazı eserlere birlikte karar verdik ailemin sevdiği söylememi arzu ettiği eserler dışında Melihat ablamın benim sesime yakışacağını düşündüğü birkaç eser daha albüme katmamızın uygun olacağına kanaat getirdi.Eserler üzerinde yoğun bir şekilde çalıştık.

Stüdyoda ortamının konser ortamlarından faklı olduğunu gördüm.Güftelerin üzerinde çalıştık öncelikle, sonrasında harflerin ve kelimelerin üzerinde durduk.Herhangi bir repertuar şarkısına çalışırken melihat ablamla yaptığımız çalışma aklıma gelip bende çalışmalarımı bu şekilde yürütmeye çalışıyorum.Şarkı söylerken biraz tebessümle şarkıyı icra etmeyi nüansların uygun bir şekilde yerinde yapılması gibi birkaç teknik konulardan konuşma fırsatını hazzını yaşamış oldum.Albüm benim için hayaldi ve ilk heyecandı umarım güzel beğenilen bir çalışma olmuştur diyorum.Emekleri için sonsuz teşekkür ediyorum.

 

 

 

AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİNDE BAŞLAYAN BİR MÜZİK YOLCULUĞU O DÖNEMDEN BU DÖNEME KADAR GEÇEN BÜYÜLÜ BİR SÜREÇ BU BÜYÜK BAŞARININ SIRRINI BİZE ANLATIR MISIN?

 

Konservatuar sınavına girişim elimde sınav kağıdım kapıda heyecanlı bekleyiş bir an gözümde canlanıverdi kalbim yerinden çıkacak gibiydi Rabbime şükürler olsun..

Bu başarının sırrı aslında  ailem annem ve babam diyebilirim.Konservatuar kapısında babacığımın dua edip heyecanlı bekleyişi..

Konservatuarda güzel anılarımız arkadaşlıklarımız oldu ki bu yönden de şanslıyım.Bursadan iki tane arkadaşım kazanmıştı sınavı temel bilimler bölümünden,ayrı memleketlerden gelen birçok arkadaşım oldu ve biz hep birlik içerisindeydik sınavlarımıza,derslerimize çalışırken bile birbirimizden kopmazdık akraba gibiydik adeta.

Ders aralarında bir arkadaşım alır kanunu eline diğer arkadaşım kemanını diğeri bendir’i  şarkılar söyleriz bahçenin bir köşesinde.) unutulmayacak anılar..fotograflara baktıkça gözlerim dolar hala..haklarını ödeyemeyeceğimiz hocalarımız…İnegöl Müzik Derneğinde öğrendiğim az bilinen bilgiler dışında okul süresince bilmediğim birçok konu öğrendim.Musiki umman derdi Erdinç hocam gerçekten öyle ve hala öğrenmeye devam ediyorum.Çok çalışmak gerektiğine inanıyorum bir futbolcu gibi devamlı antrenman ister müzikte.

MUSİKİ İLE İLK TANIŞMANIZ NASIL OLDU?  

Musiki ile tanışmam 5 yaşında Muazzez Abacı’nın Kar Yangınları şarkısını aynı Muazzez Abacı’nın yorumladığı şekilde vurgularını yapmam ve babamın bunu fark edişi ile başladı.Babam müzik  kulağımın olduğunu ve müzik derneğine yazdırılmam gerektiğini söylemişti.Bunun yanı sıra babamın Bursa Dostlar Gezeği Fasıl grubuna katılması benimde müzikle ilgili olan bağlarımı güçleştirmiştir.Bursa Dostlar gezeği fasıl topluluğu haftada bir gün gezek üyesinin  evinde toplanılarak icra edilir ayrıca misafir olarak katılan büyük san’atçılarımızda yer alırdı.İnci Çayırlı,Kutlu Payaslı,Erdinç Çelikkol,Burhan Dikencik,Serdar Kaşıkçılar gibi..ayrıca İNCİ çayırlı hocam gezeklere sık sık eşlik ederdi kendisinden feyz aldım.Burhan Dikencik hocamın bir dönem korosunda yer aldım.Kutlu Payaslı hocam ile repertuar ve ses eğitimi üzerine çalışmalarımız oldu.Üç yıldır devam etmekte olduğum Kültür ve Turizm   Bakanlığı Bursa Devlet Klasik Türk Müziği Korosu şefimiz Ş.Hakan Özlev Bey’in tecrübelerinden istifade ettim ve hala istifade etmekteyim.

 

2000-2001 yılları arasında Bursa Büyükşehir Belediye Konservatuarına gittim.İkici sınıfta üniversite sınavlarına hazırlanmak için konservatuara ara verdim.

2006 yılında Afyon Kocatepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı TSM Ses Eğitimi bölümünü kazandım,aynı zamanda tanbur çalmaktayım.

2010 yılında şef Rüştü Şentürk yönetiminde Mudanya TSM derneğine üye oldum.Korist ve solist olarak görev aldım.Mudanya Müzik Derneğinde bir dönem Çocuk Korosu Şefliği yaptım.

2012 Yılında Bursada düzenlenen  Müzeyyen Senar Ses yarışmasında ikincilik ödülünü kazandım.

2012  yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Bursa Devlet Klasik Türk Müziği korosunda  misafir ses sanatçısı olarak göreve başladım ve halen devam etmekteyim.

2014 yılında Melihat ve Necip Gülses hocalarım ile birlikte Naz Gülü albüm çalışmasını yaptım.

Bana müziği sevdiren anneme ve babama minnettarım.İyi ki bana musikiyi sevdirmişler her zaman yanımda olduklarını beni desteklediklerini biliyorum.Konserlerimde her zaman yanımda olan sevgili eşime ve aileme teşekkürlerimi sunuyorum.

 

NAZ GÜLÜ ALBÜMÜ SİZİN İÇİN İLK HEYECAN OLDU.NAZ GÜLÜ ALBÜMÜNÜN DOĞUŞU VE KISACA HİKAYESİ NEDİR? BU ALBÜMDE İSE GÖNÜL VERMİŞ ÇOK DEĞERLİ TRT İSTANBUL RADYOSU SES SANATÇISI MELİHAT GÜLSES VE BİRÇOK DEĞERLİ SAZ ÜSTADI İLE TANIŞMA İMKANINIZ OLDU BU ALBÜMÜN İLK ANINDAN MUSİKİ SEVERLERE ULAŞMASINA KADAR GEÇEN SÜREÇTE UZUN BİR YOL ALDINIZ ALBÜM HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİNİZ NELERDİR?

TRT Sanatçısı Alp Arslan Bey, Ankarada gerçekleşen akşam sefası adlı programa misafir olarak beni davet etti.Kendisi bana bir albüm çıkartmayı düşünmüyor musun diye sordu ve bunun üzerine bizde nasıl olacak ne yapmamız gerekiyor diye düşünüyorduk ki Alp Bey  öyleyse dedi sizi Necip Bey ile tanıştırayım benek’e bir albüm yapalım.Necip ve Melihat Gülses hocalarım ile tanışmış oldum.Öncelikle Alp Bey’e ve hocalarıma teşekkür ediyorum.Albümün repertuarı genellikle ailemin sevdiği eserlerden oluşmakta bu arada Naz gülü şarkısı Bursalı güftekar  Dr.Hüsamettin Olgun’a ve bestesi de hocam Necip Gülses’e aittir.Albüme isim ararken annem neden naz gülü yapmıyoruz yaz da geliyor deyince naz gülünde karar verdik.Albümün doğuşu bu şekilde gerçekleşmiş oldu. Naz Gülü şarkısını seslendirirken bir gün stüdyoya  Hasan Eylen Bey geldi,melihat hocam ve necip hocam biz bu şarkıda a benek’e vokal olalım dedi ve benim içinde unutulmayacak bir anı oldu.Bu arada saz sanatçıları eserleri daha önce icra ettikleri için saz sanatçıları ile tanışmam mümkün olmadı tabi içlerinden ayrıca tanıştığım birkaç saz sanatçısını sayabilirim.Naz Gülü albümü Bakanlık onayından  izinli D&R ve çeşitli müzik marketlerinde satışa sunulmuştır.Şuanda TRT nağme de Bursa Uludağ FM de ve yerel radyolarda icra edilmektedir.

 

KONSERLERİNİZDE REPERTUAR SEÇİMİNDE NELERE DİKKAT EDİYORSUNUZ?

Repertuar eserleri genellikle sevdiğim ve sesime yakışacağını   düşündüğüm eserlere genellikle ağırlık vermeye çalışırım.Makamların ve şarkıların hepsi renkli ve birbirinden çok güzel ayırt etmek mümkün değil.Repertuar eserlerine çalışırken güfteye de hakim olmak gerek.Güfteyi benimsemek bize ne anlam verdiğini özümsemek lazımdır ki güfte ve beste birleştiğinde iyi bir icra olmuş olsun.Konser  repertuarları seçilirken bazı konserlerde seyircilerinde eşlik edebileceği şarkılar olmalıdır.Repertuar seçimine özen gösterilmeli san’atçının içinden geldiği ve gerçekten sevebildiği şarkılar olmalıdır.

 

 

BİR DÖNEM TRT AKŞAM SEFASINDA MİSAFİR SOLİST OLARAK YER ALDINIZ.BU KONUDAKİ DÜŞÜNCELERİNİZ NELER?

 

TRT Akşam Sefası programına misafir olarak 2012 yılında davet edildim.Benim için heyecanlı ve bir o kadar duygu yüklü olduğum bir televizyon programı oldu.Canlı yayın heyecanının konser heyecanından biraz daha farklı olduğunu düşünüyorum.Konserlerimizde  de heyecanı yaşıyoruz ama bu bambaşka bir durum.TRT  sanatçıları ile tanışmış olmam oradaki atmosfer pahabiçilemez.Mudanya Belediyesi TSM koromuzdaki korist arkadaşlarımız şef’imiz  Rüştü Şentürk ve başkanımız Mehmet Karadağ beyefendi beni yalnız bırakmadılar  herkese canı gönülden teşekkür ediyorum.

 

TÜRKİYEDE SAN’ATÇI KAVRAMI İLE  İYİ BİR İCRACI ARASINDAKİ EN TEMEL FAKLAR NELERDİR?

San’atçı üretir ve ürettiği sanat yıllar geçse de kalıcı olan değerlerdir.İcracı eğer aynı zamanda sanat üreticisi değilse yani bestekar ya da güftekar değil ve sadece tüketendir.Ama bu tüketmenin kendi içinde kalitelisi veya kalitesizi vardır.

 

TÜRK MUSİKİSİ HAKKINDA DÜŞÜNCELERİNİZ NELER? TÜRK MUSİKİSİNİN DAHA İYİ YERLERE GELMESİ ADINA NELER YAPILMALIDIR?

10.Yüzyıldan bu yana gelen Türk Musikisi 5-6 dönemde incelenebilecek safhalardan geçmiştir.Orta Asyadan başlayarak Selçuklular ve Osmanlılar döneminide içine alarak en son Tanzimat ve Cumhuriyet dönemiyle bu günlere gelmiştir.

Klasik Türk Müziği ile Türk Sanat Müziği kavramları birbirlerine yakın olmakla birlikte onları iyi anlamak gerekir.Klasik Türk müziği  denildiğinde başlangıcıdan 20. Yüzyılın ortalarına kadar gelen çok derin bir tarihi dönemi ve çok farklı unsurları içine alan tarihi anlayışı ve geleneği anlamak gerekir.20. yüzyılın ortalarından bugüne kadar gelen dönemede çağdaş dönem diyebılırız.Bu dönemde Kar,beste,ağır ve yürük semai gibi formlar arka planda kalırken modern müzik anlayışına uygun kısa süreli kısa güfteli ve hareketli şarkı ve fantezi formları hakim olmuş ve cumhuriyet dönemindeki bu değişimin adı da Türk Sanat Müziği olmuştur.Keman,piyano ,klarnet gibi batılı sazlar saz heyetine girmiştir.Klasik Türk musikisindeki en önemli aktarım ve anlayış aracı olan meşk geleneğide sekteye uğramıştır  yani bir öğrencinin bir üstadın’elinden geçerek’musikiyi öğrenme süreci hemen hemen sona ermiştir.

Tasavufa ve Tefekküre dayanan Klasik musiki anlayışı yerine eğlence ağırlıklı bir musiki öne çıkmıştır.Hacı Arif Beyle başladığı söylenilen bu modernleşme döneminde klasik uslup ve anlayışı devam ettiren Zeki Arif Ergin-Fehmi Tokay gibi bestekarlar olduğu gibi bu anlayışı devam ettiren genç bestekarlar,sanatçılar ve kurumlarımız vardır ve olmalıdır da.

Hiçbir Devletin ve Milletin kendisinin bağrından çıkmış öz müziğini yani Klasik Türk müziğini yaşatmama geliştirmeme gibi bir lüksü olamaz.Bu kendi belleğinden uzaklaşma ve yobazlaşmayı beraberinde getirir ki affedilemez.Bu modernleşmeyi bir kenara bırakalım anlamına da gelmemeli onuda geliştirme ve yaygınlaştırma ve gençlerimize yeni nesillere taşımak sevdirmek adına başta Devletimize Kültür Bakanlığımıza ve biz sanatçılara çok büyük sorumluluklar ve görevler düşmektedir.