Sinem Sevindik-Eyüp Musiki Vakfı Koro Şefi

www.safalargetirdiniz.com türkiyenin korolarının buluşma noktası ve sayfası olarak 2016 yılının ilk röportajını Eyüp musiki vakfı şan hocası ve Eyüp musiki vakfı türk sanat müziği topluluğu saygıdeğer şefi sinem sevindik hanımefendiyi sayfamız aracılığı ile musiki severler ile buluşturuyoruz
Saygıdeğer Sinem Sevindik hanımefendiye değerli vakitlerini sohbetimiz ve sayfamız için ayırdığı için teşekkür ediyoruz

 

-Sinem Sevindik kimdir?
1986 İstanbul doğumluyum.Küçük yaşlardan beri müziğe olan ilgim ve yeteneğim vardı.Tüm bunları eğitim ile daha da pekiştirip iyi bir ses sanatçısı olma hayali ile Eyüp Musiki Vakfı (o dönem de eyup muski dernegi olarak varlığını surdürmekteydi) bünyesinde  ki T.S.M solfej ve nazariyatı derslerine başladım.Kıymetli hocam TRT istanbul Radyosu ses Sanatçısı Alp Arslan beyefendidir. Kendisinden ilk Tsm solfej ve makam bilgilerini öğrenmek benim için büyük bir şans olmuştur .Daha sonra o dönemde Trt nin kıymetli Şefi ve Saz sanatçısı Hasan Esen in yönettiği Eyüp musiki vakfı T.S.MKorosu’nda da eğitimime devam ettim.Yeteneğim yanı sıra  bu iki kıymetli hocalarımla çalışmanın verdiği birikimimle 2004 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Turk musikisi Devlet Konservatuarı Ses eğitimi Bölümünü kazandım.Birbirinden kıymetli hocalarımdan faydalandım.Selahattin İçli, Nevzat Atlığ, Sadun Aksüt, Münip Utandı, Faruk Salgar, Sinem Özdemir gibi hocalardan Klasik Türk Müziği, Repertuar, yorum ve üslup dersleri, Ayşegül Aral ve Devlet Opera balesi sanatçısı Erol Uras’dan ses eğitimi (şan ) ve tekniği, Sahne tekniği ve mimik diksiyon dersleri aldım.2004 yılında konservatuar hayatı ile birlikte TRT İstanbul Radyosunun Gençlik korosu sınavlarını da kazanarak TRT Koro hayatını da aynı anda başlatmış oldum.Burada Trt Ses sanatçısı Serap Mutlu Akbulut ve Mehmet Özkaya ile çalışıp çeşitli konserlerde yer aldım.2006 yılında yapılan İstanbul Belediyesi Ses yarışmasında İstanbul 3.sü oldum. Konservatuar, Musiki Vakfı ve TRT gibi üç ayrı koldan eğitim aldığım Türk Müziğini elimden geldiğince öğrenmeye çalıştım. 2009 yılında İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarı Ses eğitimi bölümünden derece ile mezun oldum.Şu an yine İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet konservatuarında Müzikoloji bölümü Yüksek Lisans Eğitimime devam etmekteyim. Koro şefi ve Şan eğitmeni olarak iki önemli kurumda görev yapmaktayım.Bunların biri Eyüp musiki Vakfı,diğeri TRT İstanbul Radyosu Türk Sanat Müziği Gençlik korosu.İki koroda öğrencilik yıllarımı geçirdikten sonra ,artık eğitimci,şef olarak devam ediyor olmak benim için de ayrı bir gurur vesilesidir.
Eğitimci olmam dışında bir solist olarak çeşitli konserler ,tv programları ve radyo programları gerçekleştirmekteyim.TRT Kent Radyo İstanbul da Ver Elini İstanbul isimli programın yapımcılığı ve sunuculuğunu arkadaşım Levent Karadeniz ile birlikte gerçekleştirdim.Şu an Radyo Alaturka ‘da hazırlayıp sunduğum ve canlı şarkı icralarında bulunduğum Sinemdeki Şarkılar programı her Çarşamba  17.00 ve 19.00 saatleri arasında devam etmekte …

-İlk olarak musiki ile tanışmanız nasıl oldu?
Musiki ile tanışmamı hatırlayamayacak kadar küçüktüm.Ailem özellikle annem bana hep Türk Sanat Müziği dinletirmis.Benim ağzımdan ilk dökülen nağmeler bile herhangi bir çocuk şarkısı değil o dönemde pek meşhur olan Yağdır mevlam su isimli Şarkıdır .Musiki eğitimi hayatım da yukarıda anlattığım şekilde başlamıştır.

 

 

 

-Eyüp musiki vakfı tarihinden ve musiki çalışmalarından bizlere bahsedermisiniz?

Eyüp Musiki Vakfı Tarihi ile ilgili atladığım birşeyler olmaması adına kendi internet sitemizden alıntı yaparak sizinle paylaşmak isterim…
Türk Mûsıkîsi tarihine Zekâî Dede ve Hacı Arif Bey gibi iki dâhi bestekârı yetiştiren Eyyûbî Mehmet Bey (1804-1850), Eyüp’ün mûsıkîmizde bir ekol olmasının temellerini atmış, bu eğitim daha sonra Eyyûbî Ali Rıza ŞENGEL’in (1880-1953) Mûsıkî-i Osmânî Cem’iyyeti Eyüp Şubesi’nde mûsıkî hocalığı yapması ile devam etmiştir.

1925′li yıllarda bir başka Eyyûbî, Mustafa SUNAR’ın başkanlığını ve aynı zamanda hocalığını yaptığı Eyüp Mûsıkî Cemiyeti, uzun süreler İstanbul Radyosu’nda programlar yapmış, ATATÜRK’ün huzurunda konserler vermiş, Safiye AYLA başta olmak üzere bir çok mûsıkîşinasın yetiştiği bir mûsıkî mektebi olmuştur.

Eyüp’teki mûsıkî faaliyetlerinin bundan sonraki dönemi 1950-1953 yıllarında Neyzen ve Bestekâr Gavsi BAYKARA’nın yönetimindeki yeniden yapılanma ve ihya dönemi olmuş Eyüp Mûsıkî Topluluğu adıyla, Eyüp Vapur İskelesi yanındaki cemiyette kemanî Reşat ERER, ses sanatçısı ve hâlen İ.T.Ü. Türk Mûsıkîsi Devlet Konservatuarı repertuar hocası Rahmi SÖNMEZOCAK, Neyzen Aka Gündüz KUTBAY ve Orhan GÜRER gibi mûsıkîmizin önde gelen birçok isimleri mûsıkî çalışmaları yapmışlardır.

1685 yılında Eyüp’te doğan ve Eyüp’lü olmanın iltifatı ile “Eyyûbî” diye tanınan “Ebubekir Ağa”nın enderûndaki mûsıkî öğretmenliğinden bu yana geçen üç asıra yakın bir zaman dilimi içinde, Türk Mûsıkîsi’nin adeta merkezi konumundaki Eyüp’te 1984 yılında Nihat İNCEKARA ve arkadaşları tarafından kurulan bugünkü Eyüp Mûsıkî Vakfı bütün bu mektep ve cemiyetlerin devamı niteliğinde olup zincirin son halkasını teşkil etmektedir.

23 Şubat 1985 günü, Eyüp’lü Avni ve İsmail GÜLBAKANOĞLU kardeşlerin derneğe bağışladığı bu günkü binada açılışı dönemin İstanbul Valisi Nevzat AYAZ tarafından yapılmış; o günden bu yana Eyüp Mûsıkî Vakfı Türk Mûsıkîsi’ne hizmet yolundaki faaliyet ve çalışmalarını aralıksız sürdürmüştür. Bu yıl (2016)32.çalışma döneminin içinde bulunduğu Eyüp Mûsıkî Vakfı  başlangıçtan bugüne;

Yıldırım GÜRSES, Erol KÜÇÜKYALÇIN, Süheylâ ALTMIŞDÖRT ,Cengiz Ünal , Hasan Esen ve daha birçok hocaların yönetiminde faaliyetlerde bulunmuş, her yıl verdiği konserlerle ulusal nitelikte takdir ve beğeniler kazanmıştır. Vakıf ayrıca kurucu üyesi olduğu MÜZDAK (Türk Müziği Dernek ve Vakıfları Dayanışma Konseyi) tarafından her yıl düzenlenen “İstanbul Türk Müziği Günleri” etkinliklerinde her dönem ödüle layık görülmüş, konserleri TRT ve CNBC-e televizyonları tarafından yayınlanmıştır.

Avrupa birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından desteklenen ONE GOD Tek Tanrı’ya Müzik projesi ni Aya İrini Müzesi’nde 24 Nisan 2012 de gerçekleştirmiştir.

Günümüzde Vakıf bünyesinde Çocuk Korosu ,Çeşitli Enstrüman dersleri ,Şan eğitimi  gibi dallarda Türk müziği eğitimi verilerek Türk Müziği’ne tabir i caizse bir gönül konservatuarı olarak hizmet vermektedir .

-Sizce iyi bir solisttin temel nitelikleri neler olmalıdır?
Ben , iyi bir solist sahne de şöyle olmalıdır böyle olmalıdır yok efendim seyirci ile iletişimi yakın olmalıdır ya da daha resmi olmalıdır tarzında klasikleşmiş cümleler kurmak istemiyorum . Elbette ıyı bir sese, kendine has bir yoruma( ki bu yaptığı müziğin tavrını bozmadan olursa kabulümdür ), iyi bir repertuara sahip olmak başlıca olması gerekenler .Fakat bu saydıklarımın gerçekleşiyor olabilmesi için asıl temel niteliklere ihtiyaç var ki şöyle bahsetmek isterim.Benim için İyi bir solist şu nitelikleri taşımalı..herşeyden önce kendini gözlemlemeyi bilmeli…Hatalarını ve başarılı olduğu durumları tespit ederek kendisi için her daim öğrenci kalmalı ve amatör ruhunu kaybetmemeli … Kısacası oldum demeden ,gerek yaptığı müzik ile ilgili kendini eğitmeli ,gerek sesini geliştirmesi için ses eğitimi ,şan ve mimik diksiyon gibi alanlarda her daim disiplinli bir şekilde çalışarak yaptığı işin hakkını vermelidir. İyi bir solist aynı zamanda iyi bir dinleyici olmalıdır.Her geçen gün kendini bir adım öteye taşımalıdır. Etrafında ki diğer meslektaşları ile yarış yapmak yerine kendinle yarışmalıdır.Her ustanın yanında çırak olmayı bilmeli fakat gerektiği kadar mütevazı olmalıdır. Son olarak solist Bugün dünden daha iyi değilse kendine birşey katmıyorsa unutulmaya ve geçici olmaya ,yetenek ve bilgi olarak  da gerilemeye mahkumdur düşüncesinin de doğruluğunun altını çizerek cevabımı noktalamak istiyorum. Biraz uzun oldu cevabım ama iyi bir solist olmak kolay değil napalım…

 

-Sizce iyi bir koro olmanın temel nitelikleri neler olmalıdır?

 

İyi bir koro’yu oluşturan elemanların ,bireyselliği bir kenara bırakarak bir bütün olmayı bilmesi gerekmektedir.Hepbirlikte güzel şeyler ortaya çıkarmak için disiplinli ve belirli bir düzenle çalışmalıdır. Hangi müzik alanında olursa olsun koro demek birlik ve bütünlüğün içinde tek bir ahengi yakalamak demektir.Bir koro gerek görüntüsü ile gerek hazırladığı repertuar ve çalışmalar ile seyircisine , sahnede iyi ve başarılı bir solistin bıraktığı harika etkiyi bırakabilmelidir.

 

-Sizce Şef/solist, koro/seyirci arasındaki  diyalog nasıl olmalıdır?

Yaptığınız işin ne olduğuyla alakalı değişim gösterebilecek ,çok genele yayamayacağım bir soru bu aslında.Biz T.S.M alanında ve konser salonunda bir sahne ve seyirci hayal edelim ve o şekilde cevaplayayım bu soruyu.Bence Olması gereken ; sahnede yer alanların sahne de ,seyircilerinde kendi alanları nda kalmasıdır.Yani herkes yerini  ne yapması gerektiğini bilmeli .Seyirci  ile bir solistin laf atma derecesinde ki diyalogları bana pek hoş görünmüyor.Hele ki o sahnede bir şef iseniz işiniz bittiğinde alkış almak seyirciyi selamlamak ve tebessüm etmek dışında ki diyalogların yersiz ve gereksiz olduğu kanısındayım. Son zamanlarda bir çok amatör koroda rastladığım Şef in koroyu yönettiği esnada arkasına dönüp “haydi hepberaber ” şeklinde seyirciye alkış tutturması durumu ise gülsem mi ağlasam mı dedirten bana ve eminim ki bir çok müzik bilen hocalarımızı da rahatsız eden bir durum.Bence herşeyin yeri ve zamanını bilerek davranmak en doğrusu diye düşünüyorum …

 

-Eyüp musiki vakfı olarak eğitim kadrosunda çok değerli isimler ile çalışıyorsunuz.Bu nasıl bir duygu?

Eyüp Musiki Vakfı’nda ki Eğitim kadrosuna gelmeden yönetimde ki çok önemli isimlerden bahsetmezsek çok büyük bir eksiklik olur bu röportajda…
Vakfın kurucu Başkanı bestekar Sayın Nihat İncekara  vakıf bünyesinde ki yapılan tüm güzel işlerin mimarı ve öncüsüdür.Böyle bir Vakfı kurmak yıllarca çıtasını yükselterek devam ettirmek ve nice başarılara imza atmak binlerce öğrenci yetiştirmek kolay birşey değil.Bu yazı vesilesi ile hem kendi adıma hem Türk Müziğini yaşatmaya çalışanlar adına teşekkürü bir borç biliyorum.
Ve başkan Yardımcımız Vedat Çakır bey özellikle son yıllarda Vakfımız için gösterdiği emekleri ile bahsedilmesi gereken bir büyüğüm.Başkanımızdan , yardımcısına ,şu an İsimlerini sayamayacağım yönetim kurulumuz’ a tüm emek harcayanları ve hocalarına kadar hepsi birbirinden kıymetli bu insanlarla bir aile sıcaklığını paylaşmak benim için sonsuz mutluluk ve onur vericidir.

 

-Eyüp musiki vakfı konser ve repertar çalışmalarından bizlere bahsedermisiniz?

Eyüp Musiki Vakfı yaptığı işler ,takip eden ve bu işle uğraşanlarında malumudur tabi ki …yine de kısacık bahsetmek isterim .Genelde konserlerimizin özel bir konusu olmakta ve repertuarımızı bu yönde hazırlamaktayız.Yılda en az iki Büyük konser yanı sıra her ayın son Perşembe akşamı gerçekleştirdiğimiz kapılarımızı  tüm müzikseverlere açarak birlikte Meşk ettiğimiz Meşk Akşamlarımız da  devam etmektedir.Tüm bunların repertuarını ve hazırlıklarını Başkanımız Nihat İncekara ile istişare ederek hazırlamaktayız.

 

 

-Türk musikisinin gelişmesi ve daha iyi yerlere gelmesi adına neler yapılmalıdır?

Öncelikle Türk Müziği’ni çok iyi bilmek öğrenmeye çalışmak ve tanımak gerek.İşte o zaman gelişimi ile ilgili gerçekten faydalı işler yapabileceğimizi düşünüyorum. Bu müziği doğru icra etmek tanıtmak bizim  boynumuzun borcu.Usta çırak ilişkisi içinde çalışmak Müziğimizi  bozmadan fakat günümüze de hitap eden belki yeni bestelerle desteklemek ,çok başarılı müzik icraları ile gençlerimize  biraz daha yaklaşmak doğru olabilir diye düşünüyorum. Yeter ki Müziğimizi olması gereken gibi yapalım zarar vermeden… Hatta gelişmesini konuşmayalım biz …Önce elimizdekileri muhafaza edebiliyor muyuz , koruyabiliyor muyuz ? bunlara bakalım derim.Emin olun gerisi zaten gelir…