Müzik notaları, müzikal form, müzikal doku

Müzik Notaları

Müziğin kendine has bir dili vardır, nota ise bu dili yazmaya ve okuyup çalmaya yarar. Solfej notaları melodileriyle seslendirmek, Bona ise notaları ritmik değerleriyle okumadır. Nota öğrenirken iki temel bilgi esastır. Bunlar ritim değeri ve nota değeri’ dir. En eski nota formu M.Ö. yaklaşık 2000 yılında, Irak Nippur’da bulunan bir çivi yazılı tablette bulunmuştur. Bu tablette müzik armonisi üçe bölmüştür. Bugün Batı müziği sisteminde 9. yüzyılın başına kadar notalama kullanılmadan eserler verilmiş, müzik kulaktan kulağa, kuşaktan kuşağa değişime uğrayarak aktarılmıştı. İlk notalama sistemi XI. Yüzyılda aynı zamanda keşiş olan İtalyan Guido d’Arezzo’un bulunduğu katedrallerde şarkı söylemeyi öğrenmenin zorluklarını yenmek için kullandığı öğretim yöntemlerini geliştirirken ortaya çıkmıştı. Onun dönemine kadar müzik sadece sözlü olarak aktarılıyor ya değişime uğruyor yada belleklerde unutulup gidiyordu. Arezzo, müzik eğitimi üzerinde araştırmalarını genişletti ve bir müzik aletine eşdeğer olan sesleri notaladı, müzik teorisi alanındaki ilk bilgileri yazıya döktü. Yüzyılın sonunda notaların üzerine dizildiği dört çizgiden oluşan “porte”nin kullanılmasıyla notaların yüksekliği (do, re, mi) ve süresi (birlik, ikilik, dörtlük,) belirlendi.

İtalyan bilim adamı Paul Deacon ise şarkı akışının yapısal birimi olarak kabul görecek ‘hece’li-phonome-seslerin organizasyon sistemini buldu ve Latin dilinde yazılan ilk beste bir ilahi oldu. Notalar başlangıçta dört satır üzerine yazılıyordu ve ölçekte her satırın ilk hecesi bir nota kabul ediliyordu. Anselme de Flandres, 16. yüzyılın sonunda bir satır daha ekledi ve notalar beş satır üzerine yazılmaya başlandı. On yedinci yüzyılda Giovanni Battista Doni ise seslendirmeyi kolaylaştırmak için C /Do solfej ölçekli ilk notalamayı yazdı. Müziğe nota değerini veren vuruş’tur. Vuruşu ayağınıza uyguladığınızda bir vuruş, ayağımızın aşağı inişi ve yukarı çıkışıyla ikiye bölünmüş olur, farklı nota değerlerinin vuruşları da böyle ortaya çıkar, her bir notanın uzunluğu vuruş sayısına göre ölçülür. Müzik yapısını oluşturan sesler ise, sesli ve sessiz süreler olarak ikiye ayrılır. Sesli süreler değişik zamanları içeren notaları, sessiz süreler ise o zaman kadar değeri olan sus işaretlerini gösterir. Enstrümanın yada vokalistin sustuğu yerler de sus işareti alır ve notalar gibi her bir sus’un uzunluğu da vuruş sayısıyla ölçülür. Ayrıca sesleri inceltmek yada kalınlaştırmak için ses değiştirici ton işaretleri kullanılır, bu ses özellikleri ise: süre (uzunluk ve periyodiklik), yoğunluk (yükseklik ve alçaklık), genlik (ses şiddeti ve yumuşaklık) ve ton (harmonik skala) ile belirlenir.

Müzik notası bir sesi temsil etmek üzere nota dizeği üstündeki işarettir. Notalar doğası gereği monofoniktir ve uzun kompozisyonlar oluşturan zincirleme kalıplar meydana getirirler. Renklerden oluşan bir resme bakıp, gördüğünüz renklerden birini çıkardığınızda kalan diğerleri kendi aralarında yeniden bir dengeye girer, bilirsiniz. Bu durum müzik için geçerli değildir çoğu zaman., göz algımız gibi çalışmak kulak algımız, burada doğuşkanlar çıkar karşımıza, bir tınlayan’ alt ve üst doğuşkanlarıyla birlikte varolur, bunlar değişkenlik göstermeyen sesler olurlar, müzik olmaları içinse armoniye kural gibi ihtiyaç duyarlar. Müzikte denge göreceli olarak önemini korur ve müziğin yorumuna bağlı olduğu için açıklamak zordur. Tipik olarak melodi, en üsttedir. Örneğin, flütler aniden melodi yaparsa, diğer tüm kompozisyonlar notanın izin verdiği şekilde hareket edeceklerdir.

Armoni çalışmaları genellikle insan sesleri için dört parti üzerine yapılır. Armonide kullanılan her sese parti adı verilir. İnce sesler soprano, orta sesler alto, biraz kalın sesler bariton ve kalın sesler ise bas partilerini oluştururlar. Armoni çalışmaları insan sesleriyle söylenebilecek aralıklar ve sınırlar içinde yazılır. Kadınların ses telleri kısa olduğu için ses frekansları büyük ve sesleri incedir, çünkü, telin boyu kısaldıkça frekansı artar. Ve kadın sesi doğal falsetto özelliğine sahiptir. Erkeklerin ise ses telleri uzun olduğundan ses frekansları düşük, ses telleri kalındır. İnsan Sesleri ve Müzik Aletleri Sesleri olmak üzere ikiye ayrılır. İnsan sesleri de Kadın sesleri ve Erkek sesleri olarak iki guruba ayrılır. Erkek Sesleri : Tenor (İnce), Bariton (Orta), Bas (Kalın) olarak üçe ayrılır. Kadın Sesleri: Soprano(İnce), Mezzo Soprano (Orta), Alto olarak üçe ayrılır. Oktav, bir sesin diatonik bir ölçek üzerindeki fiziksel frekans oranını verir Bir oktav titreşim oranı 00:58:, bir saniyede 440 titreşimler. Yukarıdaki oktav 880 ve aşağıdaki oktav 220’dir. Ses Ranjı (range), sesin vokal sahasını ifade eden terimdir. Bir sesin içinde bir çok vokal ayar (register) barınıyor olabilir, örneğin düz vokal ayarda sıra sesler gırtlak, dil ve damağın aldığı konumlara göre söylenir, kafa (falsetto) sesi vokal ise en üst rezonatörlerin titreşimi ile oluşur. İyi eğitilmiş seslerde register geçişleri duyulmamalıdır.

Müzikal Form

Terim iki anlamda kullanılır. Müziğin türü ve müzik parçasının genel yapısı ifade eder.  Form üç düzeyde kendini gösterir., geçiş pasajları, köprüler ve paragraflar. Müzik parçasının  kombinasyonu oluşturulan tema, kontrpuan, kontrast ve tonalite (klasik bileşiminde kullanılan)  ile temel notaları modüle eder, bunlarla birçok müzikal formu yaratabilir. Örneğin, bir müzik eseri senfoni, konçerto  veya bir sonata olması müziğin formunu açıklar ki bu aynı zamanda orkestra, solist ve enstrümanlarla ilgili fikir de verir. Müzik türlerinin farklı tiplerine bağlı formlar vardır ve coğrafi bölge özelliği ile bir türün değiştirilme olasığı da söz konusudur. Bugün dünyada çok çeşitli müzik stilleri vardır ve müzikal yapılarıyla hangi müziğin hangi müzik ailesine ait olduğu hakkında bilgi verir.  Bu yapı müziğin türünün hangi bölgeye ve hangi kültüre bağlı olduğunu ifade eden farklı enstrümanların kullanımındaki yapısal elemanları ortaya çıkarır. Bazen şarkının biçimi de müziğin şeklini sınıflandırmak, müzikal yapısını orta koymak için kullanılarak müziğin çıkış noktasını aydınlatır. Müzikal yapının formu şarkı sözleri, müzik aletleri, harmonik dil, doku ve ritm gibi öğelerin kullanımındaki yapısal normların düzenlenmesini meydana getirir. Tonlar müzikal kombinasyonu ifade ederken üzerine inşa edilen form ise notalar grubunu temsil eder. Kısaca form, tıpkı bir mühendisin bir ev inşa etmek için kullandığı plan gibi, bir bestecide bir şarkı oluşturmak için basit veya karmaşık müzikal bir form kullanır.

Müzikal Doku

Doku bir müzikal kompozisyonun karmaşıklığını açıklar, müziğe farklı katmanlar veya öğeler ekleyen bütüncül deseni gösterir. Bu doku genellikte melodi hatta kendini gösterir. Bu doku tıpkı kumaş gibi kabartmalar içerebilir. Ve bu ritme farklı katmanlar veya öğeler ekleyerek bir müzik yaratır, çünkü doku basit yada detaylı kullanılabilir. Bu açıdan müzikal hiyerarşinin ilk adımıdır doku. Bir müzik eserine doku özelliğini veren ise seslerin heterofonik, biphonik, homofonik, monofonik veya polifonik olmasıdır. Müzik çalındığı sırada bu katmanlar tek sesli ve tek hatta yada çok sesli veya ikiden fazla hatta yeralabilirler. Monofonik tek bir melodiyi oluşur. Bir neyzenin ney ile yaptığı icra monofonik bir icradır. Biphonik, iki taraflı ve eşzamanlı çalınan melodidir, Homofonik, melodi eşliğinde tek satırlık akorları  gösterir, örneğin bir konçerto homofonik’tir. Polifonik, çok sesli armonileri belli bir kompozisyon içinde ele alan dokudur.  Heterofonik ise bir yada iki sesi belli aralıklarla, biraz daha ayrıntılı bir melodi ile düzenleyen dokudur.