Fa-mi Musiki ve Sanat Derneği Saygıdeğer Şefi Fatoş Koçaslan ile yapmış olduğumuz musiki dolu sohbet

fami

www.safalargetirdiniz.com tsm web sayfamız olarak 3.sanat yılımızda da Koro ve toplulukları sayfamıza davet etmeye devam ediyoruz. Bu haftaki değerli musiki derneği 2015-2016 sanat yılında temelleri atılan ve musiki severlerle buluşmaya gün sayan FA-Mİ sanat ve musiki derneği saygıdeğer şefi Fatoş Koçarslan.Öncelikle çiçeği burnunda olan FA-Mİ sanat ve musiki derneğine www.safalargetirdiniz.com tsm web sayfamız olarak bol alkışlı ve musiki severlerle dolu konserler diliyoruz.
 Fatoş Koçarslan Kimdir ?

fatoş koçaslan

Öncelikle “sefalargetirdiniz.com” sayfasının sorularını cevaplıyor olmaktan mutluluk duyduğumu belirtmek isterim ve gönülden teşekkür ederim.

Ben Sivas’lı, altı çocuklu, orta halli bir ailenin ikinci çocuğuyum.  İstanbul Bakırköy’de doğdum…

13 sene kadar çeşitli özel şirketlerde Muhasebe Yardımcısı, Muhasebe Şefi ve Muhasebe Müdürü olarak görev yaptım.

Profesyonel iş hayatım dışında, öğrencilik yıllarımdan itibaren edebiyatla, müzikle ve sanatla çok yakın temastaydım. Şarkıların melodileri ve sözleri beni sanki farklı dünyaya götürürdü. Şiirlerdeki konsantre cümlelerde neler anlatılmak istendiğini düşünürdüm. Şairlerin ve halk ozanlarının yazdıkları bir cümleden yüzlerce anlam çıkarırdım kendimce ve anlamaya çalışırdım.

Çocukluğumdan itibaren içimde susmayan melodiler ve cümleler beni beste çalışmalarına taşıdı. 1999 yılında ilk beste çalışmalarımı yaptım. Ve 2006 yılında günümüzün usta şairlerinden Cemal Safi-Necati Saruhan işbirliği ile düzenlediği Türk Sanat Müziği Beste Yarışmasında, sözü ve müziği bana ait olan “Bir Fırtına Misâli Girdin Gönlüme” dizesi ile başlayan Hicazkâr makamındaki bestem ile birincilik ödülü aldım. Yine aynı yarışmada sözleri Hüsamettin Elçi’ye ait “Bilir misen Kara Gözlüm” dizesi ile başlayan Hicaz bestem ile de mansiyon ödülü almamla musiki camiasında adımı duyurmaya başlamış oldum. 2008 yılında Üsküdar Belediyesinin düzenlediği “Üsküdar Konulu Beste Yarışması”nda sözü ve müziği bana ait Hicaz ve Kürdili Hicazkar makamında 2 şarkımla mansiyon ödülü aldım. Yozgat Valiliği’nin düzenlediği “Yozgat Sürmeli Festivali” kapsamında Düzenlenlen TSM Yarışmasında söz yazarı olarak ikincilik ödülü aldım. Ve bana göre bu işin oscarı sayılan Amasya Altın Elma TSM Yarışması-2012’de de sözü ve müziği bana ait olan “Yollarımız Ayrıldı” adlı Kürdili Hicazkar makamındaki şarkımla mansiyon ödülü aldım. Söz yazarı ve besteci olarak 17 şarkım TRT Repertuarında.  65 kadar şiirim günümüz bestecileri tarafından bestelendi. Bir çok şiirim çeşitli antoloji kitaplarında, makalelerde ve yazılarda kullanıldı. 85 kadar da kendi bestem var. 2013 yılında Barış TV’de hazırlayıp-sunduğum ve birincilik ödülü almış şarkımın adını ve müziğini kullandığım, günümüz bestecilerini ağırladığım, ud çalıp, şarkı da okuduğum 14 haftalık canlı yayın yaptım. Çok sayıda konser ve etkinlikte profesyonel olarak sunuculuk yaptım. Yapacak çok iş var ama sanki zaman az… Şiir kitaplarımı yayınlamak istiyorum, şarkılarımı bir albümde toplamak istiyorum ve FA Mİ Musiki ve Sanat Derneği çatısı altında kaliteli, güzel konserlere imza atmak istiyorum. Bütün bunlar da çalışmakla mümkün olacak işler elbette… Hiçbir başarı tesadüf değildir çünkü… Gücüm yettiğince çalışacağım, nasip…

 Musiki ile buluşmanız nasıl oldu?

Pir Sultan Abdal ve Aşık Veysel gibi iki yüce gönüllü büyük ozanın doğduğu topraklarda olan aile geçmişim dolayısıyla müzikle alakam türkülerle, deyişlerle başladı. Çocukluğumdan itibaren kulağım hep türkü melodileriyle doluydu. Okul korolarında görev almanın yanı sıra ilk defa bir TRT Türk Halk Müziği Sanatçısının çalıştırdığı koroya katıldım. O zamanlar Lise ikinci sınıftaydım. Bağlamanın sesi ve türkülerdeki derin anlamlarda kayboldum çok zaman…

Hocamız,bir gün bizi TRT İstanbul Radyosu’na, rahmetli Nida Tüfekçi’nin şeflik yaptığı bir konsere götürdü. Adeta büyülü bir dünyanın kapısına ilk adımımı attım.   

1993 yılında merhum Bestekar Kadri Şençalar’ın kurduğu Anadolu Yakası Musiki Sevenler Derneği’ne kaydolarak kısa bir süre Nejdet Gerginok Hocadan ud dersi aldım. O dönemde de kendimce sürekli yazıyordum ve nağmeler üretiyordum.

Ve o dernekte Merhum Kemani Fikret Karahan Hocayı tanıdım. İlk defa beni mikrofonla tanıştıran Karahan Hoca olmuştur. O dönemde aynı zamanda piyasada fasıl ve solo çalışmaları yaptım. Ki, merhum Fikret Karahan Maksim Gazinolarında ve TRT Radyoları’nda devrin en büyük assolistlerine maestro olarak eşlik etmiş büyük bir saz üstadıydı. Sahne adabı ve müziğin ciddiyetiyle ilgili temel bilgilerimi Fikret Karahan Hocadan edinmişimdir.  Ona saygım ve minnetim büyüktür, bu vesileyle bir kez daha rahmetle anıyorum. Nur içince uyusun.

 FA-Mİ Musiki ve Sanat Derneği’nden ilk teklif geldiğinde duygu ve düşünceleriniz ne oldu?

fami

FA-Mİ Musiki ve Sanat Derneği Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı İkrami Özturan‘ın sanat üretmekle ilgili bazı projeleri vardı ve biz bunları konuşuyorduk. Kendisi müziği ve sanatı hayat biçimi olarak benimsemiş ve bu uğurda bir şeyler yapmayı hedefleyen birisidir. Tüm bu konuşmalardan bir dernek kurma fikri doğdu. Bu süreçte TSM Koro Şefi olarak benimle çalışmayı teklif etti. Bu zaten benim müzik yolculuğumda istediğim bir hedefti. Karşımda bu anlamda güvenerek yola çıkabileceğim karakterde, ciddiyette, bu işe gönül vermiş bir insan vardı. Ve birlikte yola çıkarak ilk adımı atmış olduk.

 FA-Mİ Musiki ve Sanat Derneği’nin kuruluş aşamalarından söz eder misiniz?

İnandığımız, güvendiğimiz yanımızda olmasını arzu ettiğimiz arkadaşlarımızdan fikrimize destek gelince, harika insanlardan oluşan bir yönetim kadrosu ile  yola çıkmamız kaçınılmazdı.

Yönetim Kurulu Başkanı İkrami Özturan ile birlikte; ben, Emin İmaretoğlu, Yavuz Işık, Sema Aslan, Meral Işık, Sinan Acar, Elif Parlak Ünal gibi ortak paydaları müzik ve sanat olan insanlar bir araya gelerek FA-Mİ Musiki ve Sanat Derneği’nin resmi olarak kurulması için gereken sayıya ulaşmış olduk.

Dernek Başkanı bu konuda titizlikle  çalıştı ve Hukuk Müşavirimiz Yavuz Işık’la birlikte resmi kuruluşumuz için Valiliğe müracaat ettiler.

Yasal prosedürler tamamlanıp,  kuruluşumuz onaylandıktan sonra yeni sanat dönemi için heyecanla hazırlıklara başladık. Müzik yolculuğumuzda bizimle yürümek isteyen  musikiseverlere ulaşmak için derneğimizin adını duyurmaya başladık.     

Artık camiada “FA-Mİ Musiki ve Sanat Derneği” de vardır.

Başarılı çalışmalar imza atacağımıza olan inancım tamdır. Elimizden gelenin en iyisini yapmak için çalışacağız.

 FA-Mİ Musiki ve Sanat Derneği olarak yeni bir derneksiniz. 2015-2016 Sanat Döneminde projeleriniz nelerdir?

Derneğimiz 2015 Haziran ayında kurulmuş çiçeği burnunda, yeni bir dernektir.

İlk olarak Türk Sanat Müziği koromuz ile işe başlayacağız hayırlısıyla… 12 Eylül 2015’te Ataşehir Novada AVM içindeki Cemal Süreya Etkinlik Salonunda ilk tanışma ve bilgilendirme toplantımızı yapacağız. 30 Eylül 2015’te ilk toplantımıza katılamayanlar için ikinci toplantımızı yapacağız ve 3 Ekim 2015’te de ilk dersimizi yaparak başlayacağız. Heyecanlı ve mutluyuz. Ataşehir Belediyesi’ne yer tahsisi ve desteği için teşekkür ediyoruz.

Ayrıca derneğimiz; milli kültürümüzün bir parçası olan Türk Halk Müziği ve Türk Sanat Müziğini sevdirmek, bu konuda isteklilere repertuar, usûl, nota, solfej, nazariyat dersleri vererek eğitmek, korolar kurarak çalıştırmak, tiyatro, halk oyunları grupları kurmak, eğitim verip çalıştırmak, Türk müziği ve batı müziği enstrümanlarını tanıtmak, sevdirmek ve eğitimini vermek, konservatuara girmek isteyen adaylara destek olmak ve destekleyici eğitim vermek, ayrıca çağdaş müzik eğitimi, halk oyunları, bale, dans, resim konularında faaliyetlerde bulunmak amacı ile kurulmuştur.  İlerleyen zamanlarda bu konularda da faaliyet göstermeyi ve büyümeyi hedeflemekteyiz.

Yönetim Kurulumuzun da isteği doğrultusunda,  ilk yıl tüm enerjimizi ve mesaimizi TSM Koromuza vermek istedik. Repertuar dışında, solfej, usul, nazariyat gibi dersleri de yapmak arzusundayız.

Müteakip yıllarda kuruluşunu gerçekleştirmek istediğimiz Türk Halk Müziği Korosu ile türkü konserleri vermek arzusundayız. Dernek faaliyet alanı çok geniş olduğundan gücümüz yettiğince sanatın her dalında hayata geçirmek istediğimiz projeler var. Şartlar, zaman ve zemin gerçekleştiğinde inşallah nasip olur…

 FA-Mİ Musiki ve Sanat Derneği olarak sosyal sorumluluk projeleriniz neler olacaktır?

Sosyal sorumluluk projesi için çocukları ve gençleri öncelikli hedef olarak görmekteyiz.

Kar amacı gütmeyen bir dernek olarak, maddi kaynak yaratabilmek mümkün olduğunda elbette ki hayata geçirmek istediğimiz çok sayıda projemiz bulunmaktadır.  Sosyal sorumluluk projelerinde de yer almaktan mutluluk duyacağız.  Çünkü yaşadığımız dünyayı güzelleştirmenin ve anlamlı kılmanın bir yolu da insani çalışmalar ve yardımlardır.

 FA-Mİ Musiki ve Sanat Derneği olarak Kardeş Koro Projesine bakış açınız nedir? Yurt içi ve yurt dışından gelecek tekliflere yönelik düşünceleriniz nelerdir?

Müziğin evrensel gücüne inandığımızdan musiki ve sanat alanında her türlü işbirliğine sıcak bakmaktayız.

Bu kapsamda olabilecek teklifleri memnuniyetle değerlendireceğimizi ve arzu ettiğimizi belirtmek isterim.

 FA-Mİ Musiki ve Sanat Derneği olarak yeni başlayacak koristlere neler önerirsiniz?

Merhun hocam Fikret Karahan’dan öğrendiğim ilk cümle şuydu; “müzik çok ciddi ve zor bir iştir.” Kendi içinde emek, mesai, duygu, prozodi, zerafet, incelik matematik vb. unsurları barındıran dipsiz bir kuyudur. İş disiplini ve süreklilik gerektiren bir meşgaledir. Müzikte çaba sarf etmeden, emek vermeden ilerlemek mümkün değildir. Müzik lügâtında “oldum” kelimesi yoktur. Bir filozof şöyle der ; “ dehanın yüzde 10’u yetenekse, yüzde 90’ı çalışmaktır.” Çalışmak, çalışmak, çalışmak…. Ve biliyoruz ki, hiç bir başarı tesadüf değildir. Sadece hobi gibi bile düşünülse çalışmak icap eder.

Sizce Türk Müziğinin yaygınlaşması adına ne gibi projeler yapılmalıdır?

Halihazırda Türk müziğini yaşatan en büyük kurum TRT’dir. Kurulduğundan beri yaptığı programların arşivini elinde bulundurarak geçmişten günümüze müzik hafızasını elinde tutan ve bizlere aktaran en büyük güçtür

Onun dışında cemiyetler, vakıflar, dernekler ve musiki toplulukları Türk müziğine hizmet eden, yaşatan diğer kurumlardır.

Müziğe sahip çıkmak bence milli bir bilinç gerektirir. Ruhumuzu güzelleştiren, yaşamımızı anlamlı kılan bu olgu hangi düzeyde olursa olsun hayatımızda var olmalıdır.  Müziğimize sahip çıkmamız, işin bir ucundan tutmamız gerektiğine inanıyorum. En önemlisi de bu uğurda çaba sarf eden herkese destek olmalıyız diye düşünüyorum.

Ulu Önder M. Kemal Atatürk “Sanatsız kalmış bir milletin hayat damarlarından birisi kopmuş demektir” sözünün üstüne söylenebilecek başka bir söz bulamıyorum.

Herkese müzik dolu günler diler, size de bu röportaj için teşekkür ederim….  

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s